Haftanın Girişimcisi: Anne Wojcicki

Özgür düşünebilmek, farklı fikirlerden korkmamak sizi cesarete ve kendi işinize ulaştıracaktır.

Simge Gümen

Yazar

Simge Gümen

Jeff Bezos ve Elon Musk üzerinden konuşurken cesaret ve ileri görüşlülük yönlerini vurgulamıştık. Bu haftaki konuğumuz Anne Wojcicki’nin hikayesinde girişimcilerin başarılı olmaları bağlamında ebeveyn- çocuk iletişimine de bakacağız.

Anne Wojcicki’nin ilk girişim adımı yaşadığı iş deneyimleri sırasında gözlemlediği tutumlar karşısındaki hayal kırıklığının ardından geldi. Gelin yakından bakalım.

Stanford Kampüsünde Geçen Çocukluk

Anne, sıcak Amerika güneşinin parlaklığı altında Kaliforniya/Palo Alto’da doğdu. Annesi ve babası Rus-Yahudi kökenli olan eğitimci Esther Wojcicki ve Stanford Üniversitesinde fizik profesörü olan Stanley Wojcicki’dir. Orta-üst sosyal kesime mensup olan Wojcicki ailesinin Büyük babası Franciszek Wojcicki, 1947’de Polonya Halk Partisi milletvekilliği yapmış bir politikacıydı. Büyükannesi, Janina Wojcicka Hoskins ise Kongre Kütüphanesi’nde bir kütüphaneciydi. Anne’in anne tarafının hikayesi ise daha dramatik. Esther’in annesi Sibirya’dan geldi. Babası ise Ukrayna’daki Yahudi soykırımından kaçtı. Babasının ABD’ye göç etmek için Viyana’ya kadar yürüdüğü söylenir. Yine birçok aile üyesini holokostta kaybetti. Ailesinin iki ucu da Amerika’da doğan ilk üyeleri Esther’i büyük bir sevinç ile karşıladı. Hatta kendisi, “mucize çocuk” olarak adlandırıldığını hatırlıyor.

Anne’e dönecek olursak babası Stanley Wojcicki’nin üniversitedeki görevi dolayısıyla ablaları Susan [Bugün YouTube’un CEO’su] ve Janet [Antropolog] ile birlikte Stanford Üniversitesinin kampüsünde büyüdü. Kampüste büyümenin, oradaki gözlemlerinin bugüne ulaşan fikirlerinin oluşmasında önemli payı olduğunu söylüyor:

Stanford kampüs topluluğuna bakıyorum ve birlikte büyüdüğüm insanlar anlamlı şeyler yapan insanlardı.

Başarılı Okul Yılları

Anne, lise eğitimi için yine Palo Alto’daki Gunn Lisesi’ne devam etti. Burada bulunduğu süre boyunca okul gazetesinde editör olarak görev yaptı ve spor bursu kazandı. Bunun çok doğal bir sebebi vardı. Çünkü henüz iki yaşındayken paten yapmayı öğrenmeye başlayan Anne, daha sonra buz hokeyi oynamaya da başlamıştı. Her zaman rekabetçi olan küçük Wojcicki, Yale Üniversitesinde de buz pateni ve buz hokeyi takımlarında yer aldı. 1996 yılında ise biyoloji bölümünden derece ile mezun oldu.

Mezun Olduktan Sonra: Hayal Kırıklıkları

Mezun olduktan sonra Kaliforniya Üniversitesinde ve Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde moleküler biyoloji araştırmaları yapmaya başladı. Daha sonra San Francisco merkezli bir yatırım fonu olan Passport Capital’de ve Investor AB’de sağlık danışmanı olarak çalıştı. Burada sağlık yatırımlarına ve biyoteknoloji şirketlerine odaklanan Wojcicki 4 yıllık mesaisinin ardından Wall Street’in sağlık hizmetlerine karşı tutumu dolayısıyla hayal kırıklığına uğrayıp 2000 yılında Tıp Fakültesi Kabul Sınavını kazanıp tıp fakültesine kayıt olmaya karar verdi ve istifa etti.

ABD sağlık sisteminin toplumun en yoksullarına yeterince odaklanmadığını fark etmişti. Anne; ebeveynlerinin ona özgür düşünme fırsatı verdiğini ve bunun kendisini cesaretlendirdiği söyler: ‘Biri seninle aynı fikirde değilse korkma’ dediklerini hatırlıyorum.

1 Hayal Kırıklığı 1 Yeni Hayal: 23andMe Kuruluyor

Anne, 2006 yılına geldiğinde Linda Avey ve Paul Cusenza ile birlikte günümüzün en popüler şirketlerinden biri olan 23andMe’yi kurdu. Burası, Kaliforniya, Sunnyvale’de bulunan ve genetik testler sağlayan özel bir kişisel genomi ve biyoteknoloji şirketidir. Marka isimleri ise normal bir insan hücresindeki 23 çift kromozoma  atıf yapmaktadır. Şirket, insanların genomik haritalarını sunup ataları hakkında daha fazla bilgi edinebilmelerini sağlıyor. 

2007 yılına geldiğinde Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin ile evlenen Anne için işler fazlasıyla yolundaydı. İlk yatırımcıları da aynı yıl 3.9 milyon dolarlık yatırımıyla Google olmuştu. Çift, ilk çocukları Benji Wojin’i Aralık 2008’de kucaklarına aldılar. Aynı yıl Time Magazine, kuruluşunun ikinci senesinde 23andMe’yi kişisel genom test kitleri dolayısıyla “Yılın Buluşu” seçti.

Anne’in 23andMe’si yeni ilaçlar geliştirmek için 2018 yılında GlaxoSmithKline ile dört yıllık iş birliğine başladı.

Bugün: Daha  Popüler Daha Başarılı

Anne Wojcicki, bugün, Silikon Vadisi merkezli 23andMe’nin kurucu CEO’luğunu sürdürüyor. Ablası Susan, YouTube’un CEO’su, diğer ablası Janet ise Kaliforniya Üniversitesinde doçentlik yapıyor. Aile bağları oldukça kuvvetli olan Wojcicki kardeşlerin hepsi başarılı ve iyi konumlarda. Hatta anneleri Esther Wojcicki, ebeveynlerin bu rekabetçi ve çılgın dünyada çocuklarını yetiştirmelerine yardım olmak için kitap dahi yazdı.

Üç kız kardeşin, başarılı kariyerleri o kadar hayranlıkla karşılanmış ki günümüzün ebeveynleri onların annesiyle kitap yazması gibi bir arz-talep ilişkisi kurmuşlar. Esther, kitabı yazmasının asıl sebebini, son yıllarda hızla artan helikopter ebeveynlik olarak gösteriyor. Bu kavram ile çocuklarının hayatına sürekli müdahale eden ve özellikle eğitimlerine çok dikkat eden ebeveynleri kastediyor.

Anne, bulundukları konumu tutkularının peşinden gitmeye bağlıyor: Üçümüz de işimizden gerçekten zevk alıyoruz ve dünyaya katkıda bulunduğumuzu hissediyoruz.

23andMe’nin geldiği noktaya bakacak olursak, şu anda 50’den fazla ülkede beş milyondan fazla insanın DNA testi satın aldığı söyleniyor. Şirketin, potansiyel genetik sağlık riski hakkında bilgi vermek gibi hizmetleri de var. Topladığı DNA verilerini yeni ilaçlar ve tedaviler oluşturmaya yardımcı olmak için kullanmak da bir diğer hedefi. GlaxoSmithKline ile yaptığı ortaklığın bir sebebi de bu.

E YANİ?
Haftanın girişimcisi, Anne Wojcicki’ydi. Tüm hikayeyi okuduysanız çevresel faktörlerin ve bir girişimcinin kafa yapısının oluşması yolundaki etkilenmelerin çocukluk çağından başladığının örneklendiğini görmüşsünüzdür. Anne’in başarılı bir lisans geçmişi olsa da ilk iş tecrübelerinin ona istediği mesleki deneyimi yaşamaya imkan vermediğini gördük. Eğer, sadece başarılı olduğu için benimsemediği tavırlara göz yumup onları kabullenseydi bugün dünyanın en başarılı girişimcileri arasında olmayacaktı. Hayatımızdaki kırılma anlarını bazen kendimiz belirleriz, bazense o anlar bizi ansızın yakalar. Jeff Bezos örneğinde de gördüğümüz gibi Anne de ona vaat edilenleri bırakıp doğru bildiğinin peşinden gitti ve buna duyduğu tutku ona başarıya ulaştırdı. Ailesinin ona verdiği en iyi öğüt, tutkularının peşinden gitmesiydi. Başka fikirlere ne kadar açık olur ve onlardan korkmazsanız kendinize ve fikirlerinize olan güveniniz de artar. Potansiyelinizin farkına varıp doğru bir plan çıkarırsanız başarıya ulaşmamak için hiçbir sebebiniz yok. Bunun için üniversite kampüslerinde yetişmenize de gerek yok. Bağımsız düşünme dürtünüze kulak verin. Yeterince cesaretiniz varsa yaşınızın, mevkiinizin önemi yok. Hiçbir şey için geç değil.
YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir