Haftanın Girişimcisi: IKEA’nın Kurucusu Ingvar Kamprad

Mütevazı hayatıyla dikkat çeken Ingvar Kamprad’ın IKEA’yı nasıl yarattığını hayatının kırılma noktaları ile birlikte inceliyoruz.

Ingvar Kamprad İKEA
Simge Gümen

Yazar

Simge Gümen

IKEA’nın kurucusu Kamprad’ın biyografilerini yazanlar, Ingvar’ın ticari zekasının miras kaldığına inanıyor. Ancak 1897’de geleceğin milyarderinin büyükbabasının sahibi olduğu firma iflasın eşiğindeydi. Öyle ki ipotekleri ödeyemediği için intihar etti. Geride kalanları toparlama görevi büyükannesine kaldı. Hakikaten de hem aileini bir arada tuttu hem de davalardan kurtulmayı başardı. Bu güçlü kadın, torunu Ingvar’a koşulların üstesinden “irade ve çalışma” ile gelineceğini öğretti: “Büyükannem Francisca ya da hepimizin dediği gibi Fanny, sadece benim değil, tüm aile üzerinde büyük bir etki sahibiydi. Çok zeki bir kadındı.”  

Bu yazımızda, ünlü IKEA markasını henüz 17 yaşındayken kuran ünlü girişimci Ingvar Kamprad’ın hayatına bakıyoruz. 

Doğum: 30 Mart 1926 

Ingvar Kamprad, 30 Mart 1926’da İsveç’in güneyindeki küçük Småland eyaletine bağlı Elmhut kasabasında doğdu. Ülkenin bu tarihi bölgesinde iki dünya savaşı arasında dünyaya gözlerini açan girişimci, özellikle kendi dönemindeki şartlar içinde disleksisine rağmen geleceğin milyarderlerinden biri olacağını tahmin edemezdi.  Öğrenme bozukluğu sebebiyle öğretmenler okumayı ona uzun süre öğretmediler. Yine de 1945’te, Göteborg’daki Yüksek Ticaret Okulu’ndan mezun oldu. Bu, onun tek profesyonel eğitimiydi. Üniversite diploması olmamasını her zaman coşku ile anlattı: “Çalışırken aşılmaz bir coşku yaşamıyorsanız hayatınızın en az üçte birinin boşa gittiğini düşünün.

İlk girişimcilik hamleleri çocuk yaşta başladı. Küçük Ingvar, toplu olarak aldığı kibrit kutularını komşularına satarak biraz olsun para kazanabileceğini fark etti. Sonraki yıllarda kibrit kutusunun yerini meyveler, tohumlar, balık, Noel süsleri, kırtasiye gereçleri gibi çeşitli ürünler aldı. Kurşun kalemleri toplu olarak alıp sınıf arkadaşlarına birkaç kat daha pahalıya satardı. 

Çocukluğundan beri bir şekilde ticaretin içinde olan girişimci, o zamanlardan şöyle bahsediyor: 

“İş alanında diğerlerinden biraz farklı olduğumu düşünüyorum çünkü çok erken aktif olmaya başladım. Mochetya, Stockholm’deki sözde 88 dönem satışında ilk yüz kutu kibriti almama yardım etti. Bütün paket 88 oe’ye mal oldu ve halam benden posta ücreti bile almadı. Ondan sonra kibritleri kutu başına iki veya üç dönem, hatta bazılarını 5 dönem sattım. İlk kazancımı aldığımda yaşadığım hoş duyguyu hala hatırlıyorum. O zamanlar beş yaşından büyük değildim.

17 Yaşındayken IKEA’yı Kurdu!

1943’te 17 yaşındayken IKEA’yı kurdu. Okul arkadaşları futbol ve gerçek aşk peşindeyken o iş hayatında nasıl büyüyeceğini düşünüyordu. Girişimini kurmak için ihtiyacı olan parayı kendi biriktirdikleri ve babasından aldığı ödünç para ile tamamladı. Babası, elbette bunun okul için gerekli olduğunu düşünüyordu. Ne var ki genç Ingvar, kendi şirketini kurmuştu. Yine de desteklerini esirgemediler. İlk müşterileri en yakın akrabalarıydı: Anne, baba, büyükanne ve teyzeler.

“Annem gerçekten mütevazı bir kahramandı. Henüz elli yaşındayken kansere yakalandı ve üç yıl sonra, ben otuz yedi yaşındayken, öldü. Birkaç yıl sonra kanser araştırmaları için bir vakıf kurdum. Elmhult’tan işadamları her Noel bu fona bağışta bulunur.”

Evi bir ofis oldu ve ofisi bir ev oldu. Çiftlik, babasının günlük işlerini yaptığı ve annesinin kahve yaptığı çocuk için bir ticari işletmeye dönüştü. Aile bu şekilde bir firma haline geldi, bu yüzden daha sonra firmasına bir aile gibi davranmaya başlaması şaşırtıcı değil.

IKEA’nın Gelişimi!

İşin büyümesi, yeni ve uzman personellerin de işe alımını gerekli kıldı. Yeni ekip arkadaşlarından Sven Goethe Hansson, dahiyane bir fikri kendisine sundu: Showroom oluşturarak mobilyaları sergilemek. Bugün bize her ne kadar “basit” bir fikir gibi görünse de bu insanların ticaretin gelişiminde önemli payı olduğunu unutmamak gerekir. IKEA’nın ilk merkezi bu düşünce eşliğinde Elhhut şehrindeki eski bir atölye binasında yaratıldı. Başlangıçta, IKEA’nın imza rengi kırmızı ve beyazdı. Şimdi, istisnasız tüm IKEA ağı, İsveç’in ulusal renkleri olan sarı ve mavi ile boyanmıştır.

Mağazada ilk olarak iki mobilye ürünü vardı: bir sehpa ve bir de kolçaksız sandalye. Kamprad, bu sandalyeye “Ruth” adını verdi. O zamandan beri  mağazadaki her öğenin kendi adı var. . Aynı zamanda, Kamprad’ın birkaç önemli iş prensibi doğdu. Müşterilerine IKEA Haber adında küçük bir broşür dağıtmaya başladı. Bu, zamanla modern IKEA kataloğunun prototipi haline gelen broşürdü. 

Kamprad, zamanla yabancı mobilya satmaktan uzaklaşarak kendi ürünlerini üretmek üzerine projeler geliştirdi. IKEA’nın ilk tasarımlarını bizzat kendisi geliştirdi. Mobilyanın her zaman pahalı bir mal olarak görüldüğü bir ülke için bu saçmalıktı. Böyle riskli bir hareket, rakiplerin gözünden kaçamazdı. Kamprad boykot edildi. Ulusal İsveç Mobilya Birliği, IKEA mağazalarındaki düşük fiyatlar karşısında o kadar öfkelendi ki iş insanlarının IKEA markasıyla tüm işbirliğini durdurmaya ikna etti. Boykot, herhangi bir iş insanı için trajik bir düşüşe sebep olabilirdi ancak Kamprad için yeni kapıların açılmasını sağladı. Girişimci o sırada İsveç için alışılmadık bir adım atmak zorunda kaldı: Polonyalı tedarikçilerden “ucuz” mobilya montajı için gerekli bazı bileşenleri satın almaya başladı. Böylece IKEA’nın kurucusu, şirketin gelecekteki stratejisini belirledi – daha ucuz olan ülkelerde mal siparişleri vermek.

IKEA’nın Demonte Keşfi

Her şey IKEA çalışanlarından birinin, paketlenmesi ve müşteriye gönderilmesi gereken masanın bacakları sökmesi ile başladı. Taşıma sırasında fazla yer kaplamayan ve nakliye-paketleme malzemelerinden tasarruf etmenizi sağlayan ünlü prefabrik mobilyalar bu şekilde keşfedildi. Müşterilere kendi mobilyalarını monte etmelerini teklif etme fikri de aynı derecede devrimseldi! Bu şekilde hem IKEA’nın montaj maliyeti sıfıra indi hem de Ingvar, daha sonra “IKEA etkisi” olarak adlandırılacak önemli bir psikolojik özellik keşfetti. 

IKEA etkisine göre insanlar, kendi yaptıkları ürüne diğerlerinden daha çok değer verirler! Bu etki ticarette sıkça başarılı örnekler göstermeye başladı: Zaten pahalı olan Hermes’ten çanta alabilmek için sırada beklemek bunun en basit örneklerinden biri. Adeta IKEA etkisi üzerine kurulan marka ise Lego olabilir. 

IKEA’nın Uluslararası Pazara Girişi

Kamprad’ın yurt içinde yakaladığı başarının ardından dış satış pazarlarını geliştirmekten başka seçeneği kalmamıştı. Kararlar kendiliğinden alındı. Örneğin, şirketin başkanı uzun süre tereddüt etti: İsviçre’de bir mağaza açmaları gerekli miydi? Ülke muhafazakar zevkleriyle biliniyordu ve iki yerel mobilya mağazası zinciri oldukça kabul görmüştü. Ancak bir gün Kamprad, Zürih’te dolaşırken genç bir çiftin konuşmasına kulak misafiri oldu. Genç kadın eşine bir camekanı göstererek “Güzel koltuk!” derken eşi, “Ama henüz bunu karşılayamayız. Gelecek yıl satın alalım” demişti. İşte o anda karar verildi ve IKEA 1973 yılında İsviçre mağazasını açtı. Daha sonra bu girişimi  Almanya, Avusturya, Büyük Britanya ve ABD izledi. IKEA artık  Afrika ve -Çin hariç- Asya dışında her yerde mevcut.  Ancak satışların çoğu Avrupa pazarı tarafından sağlanmakta.

Nasıl Biri?

Ingvar Kamprad’a yakın insanlar onun parlak bir pazarlamacı olduğunu ve zekasının bu konuda bir hataya imkan vermediğini söylüyor. Ingvar,  İtalya gezisi sırasında  genç bir öğretmen Margareta Stennert ile tanıştı ve çift 1963 yılında evlendi. Hemen sonraki sene oğulları Peter’i kucaklarına aldılar.

Kamprad, her zaman mütevazı yaşamı ile birlikte anıldı. Kimisi ise bu tercihi cimrilik olarak yorumladı. Ünlü girişimci; anılarında ve röportajlarında, her zaman ekonomi sınıfı uçmaya çalıştığını, uzun yıllar ucuz bir Volvo modeli sürdüğünü, ekonomik otellerde kaldığını ve pazarlar kapanmadan hemen önce çiftçilerden yiyecek satın aldığını, böylece indirim için pazarlık yapabildiğini söylüyor. 

Kamprad ayrıca vergilerden de tasarruf etti: İsviçre’de birkaç on yıl yaşadığı için kendi ülkesinde eleştirildi. Yıllar geçtikçe, New York Times bu “alçakgönüllülüğün” ilginç ayrıntılarını keşfetti: Kamprad, İsviçre yollarında bir Porsche sürüyor ve Cenevre Gölü kıyısında lüks bir villada yaşıyordu.  

Her ne olursa olsun tutumluluk, üst düzey yöneticilerin bile kağıdın her iki yüzünün de kullanıldığı IKEA’nın DNA’sına sıkı sıkıya yerleşti.  

E YANİ?
Ingvar Kamprad, dünyanın en zengin insanlarından biri olarak kabul edilen İsveçli bir girişimci. 17 yaşındayken kurduğu IKEA’nın başarıya ulaşmasının her adımında kendi imzası bulunuyor. Küçük yaşından beri ufak alım satım işleri ile uğraşan Kamprad, dünyanın dört bir yanındaki insanların güzel mobilyalar ve ev eşyaları alabilmelerini istedi ve bu isteği zamanla bir misyona dönüştü. İngiliz dergisi Icon şöyle yazdı: “IKEA olmasaydı, evdeki modern tasarım çoğu insan için ulaşılamaz olurdu.” İsveç’te, IKEA ve Kamprad’ın toplum için birçok politikacıdan daha fazlasını yaptığını söylüyorlar.
YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir