Haftanın Girişimcisi: Spotify’ın Kurucusu Martin Lorentzon

Bu haftanın girişimcisi Martin Lorentzon, Kuzey Avrupa disiplininin günümüzün en çok dinlenen müzik platformunu nasıl ürettiğinin hikayesini anlatıyor.

spotifyın kurucusu
Simge Gümen

Yazar

Simge Gümen

Haftanın girişimcisi Martin Lorentzon, çocukluğundan beri girişimcilik ruhuna sahip insanlardandır. Kuzeyin disiplinini eğitim aşkıyla perçimledi ve girişken yapısı ve tatlı diliyle çevresini genişleterek genç sayılabilecek bir yaşta ilk şirketini kurdu. Ortakları, yakın arkadaşları, ev-iş ayrımıyla karşınızda Sven Hans Martin Lorentzon.

Doğum:1 Nisan 1969

Sven Hans Martin Lorentzon, bahar ayının hemen başında Demişbaş Karl’ın ülkesi İsveç’in güneyinde Småland eyaletinin Gnosjö bölgesindeki Åsenhöga köyünde gözlerini dünyaya açtı. Annesi Brita öğretmen, babası Sven ise bir ekonomistti. Üçüncü çocukları Martin’in doğumundan sonra Şubat 1970’te Borås’a taşındılar.

Küçük Hans Martin de Borås’ın Hestra mahallesinde büyümüş oldu.

Martin, girişimci ruhu çocukluğundan beri içinde barındıranlardan biri. Sınıf arkadaşlarının anlattığına göre ilkokulda dahi sürekli bir şeyler satmaya meraklıymış. Lisede ise eğlenmeyi her genç kadar sevmekle birlikte ilk sıraya her zaman eğitimini koyarmış.

1990 yılında hala çok çalışan ve eğitimine sıkı sıkı sarılan bir genç olarak Chalmers Teknoloji Üniversitesi’ne kayıt oldu. Burada Endüstriyel Ekonomi okuduktan sonra aynı üniversitede İnşaat Mühendisliği yüksek lisansını tamamladı. Buraya kadar geldiyseniz Spotify’a yol açan kopuş noktasını merak etmeye başlamış olmalısınız. Zira inşaat mühendisliğini biz de beklemiyorduk.

Hobi olarak okuyor gibi duran Martin, yüksek lisansı esnasında eş zamanlı olarak yine İsveç’in ikinci en büyük şehri, güzeller güzeli Göteborg’da Business School’da ekonomi kurslarına devam etti ve Volvo Torslanda’da staj yaptı.

Artan İş Deneyimleri: 1995 +

1995 yılında Telia isimli telefon şirketinde staj yapan Martin, patronuyla kurduğu harika ilişki sayesinde San Francisco’ya taşındı. Silikon Vadisi’nde dünyanın en iyi web girişimcileri ile tanıştı ve yatırım şirketi Cell Ventures’da bir iş buldu. Eğlenmeyi seven tatlı dilli bir girişimci, girdiği her ortamda kendini fark ettirmeyi başarır. Hans Martin için de öyle oldu.

Cell Ventures’da çalışırken İsveçli giyim markası Joy’un sahiplerinin oğlu Felix Hagnö ile tanıştı. Hagnö’den, küçük bir şirketin internette tüketici bulması konusunda sorun yaşadıklarını ve bunu çözmek istediklerini öğrendi.

1999 Eylül’ünde Hagnö ve Lorentzon, sonraları Avrupa’nın önde gelen pazar yerlerinden biri olan Tradedoubler’ı kurdu. Şirket kısa sürede ticari olarak beklenmedik bir kâra imza attı. Sosyal olarak da aynı başarıyı elde ederek beğeni topladı. Ticari ödüller almaya dahi başladılar.

2004’te İsveç’in en iyi ihracat şirketi seçildikten sonra Almanya’ya taşındı. 2005 yılında ise web satışları zirvede olan şirketini 70 milyon dolara borsaya kaydettirdi. Yurt dışında geçirdiği onca yılın ardından İsveç’e döndü ve 2006 yılında gençlerin yarattığı reklam girişimi Advertigo’yu da Tradedoubler’a kattı.

Kurucusu Daniel Ek ile kısa sürede arkadaş oldular. İşte Spotify’a giden yolun kopmaz düğümü bu arkadaşlıkla atılmış oldu.

Spotify: 2006 +

Sıkı depresif arkadaşlar 2006 yılında yeni bir şirket kurmak için kolları sıvadılar. Martin, Tradedoubler’ın yönetim kurulundan ayrıldı ve Ek’e 1 milyon euro gönderdi. Haziran 2006’da Spotify’ı tescillediler. Bu şirket her ikisinin de çok iyi tanıdığı bir işletme olan çevrim içi reklamcılığın kâr sağladığı bir müzik akış firması olacaktı.

Başlangıçta Martin, kendi parasını geliştiricilerin maaşları, ofisleri ve müzik lisanslarını kiralamak için harcadı. Yatırımcılara başvurdularsa da onların şartlarından pek memnun kalmamışlardı. Tüm bu planlanmayan harcamalar sebebiyle Martin, Spotify’daki en büyük hissenin sahibi oldu. Eski ortağı Hagnö, ona 1,5 milyar ABD doları destek çıkarak hisselerin %6,6’sını aldı.

Sven Hans Martin Lorentzon, 2006’dan 2013’e kadar icra kurulu başkanlığı yaptı. 2008-1016 arasında ise yönetim kurulu başkanlığını yürüttü. Daniel ve Martin, birbirlerinin en iyi arkadaşı olduklarını iddia ediyorlar. Söylediklerine göre 2006 yılından beri günde konuşmadıkları tek bir gün yokmuş. Martin şirketin gelecek hedeflerinden ve buna bağlı olarak geliştirme stratejilerinden sorumlu.

Aynı zamanda bütçe, maaşlar, mali raporların doğrulanması da onun kontrolünde. Daniel ise kuruluşundan itibaren şirketin CEO’luğunu üstleniyor. İkili, 2008’deki lansmandan bu yana birer milyardere dönüştü.

Rekabet: 2015+

Spotify’ın başarısı artmaya başladığında, diğer şirketler kendi rakip platformlarını kurarak rekabete katıldılar. Başrolde, 2015’te piyasaya sürülen ve Taylor Swift, Drake ve Frank Ocean gibi büyük yıldızlarla müziklerini yayınlamaları için özel anlaşmalar sağlayan Apple Music’ti. Daha sonra SoundCloud da sahaya girse de iki müzik şirketi kadar kendini gösteremedi.

Tabi ki rekabet denildiğinde gözlerin aradığı ünlü firma Amazon da buralarda. Kasım 2018’de Amazon Music Unlimited için ilk kampanyasını başlattı. E-ticaret devi rekabette bu kez Spotify ve Apple Music’in arkasında kalsa da bu büyük zararlarla ayrılmasına yol açmadı elbette. Jeff Bezos yine kazandı.

Martin Lorentzon’un Bugünü: 2018+

Bu yazıyı yazdığım anda Martin’in net serveti 6 milyar dolar. Spotify’ın 180 milyondan fazla kullanıcı var ve Lorentzon hisselerin %12’sine sahip. Oylama yetkisinin ise %43’ü onda. Yatırım bankalarının yardımı olmadan 2018’de New York Borsası’nda alışılmadık bir yükseliş elde etti.

Tüm bunların ötesinde Lorentzon, iş-ev dengesine çok önem verdiğini söylüyor. Yani çocukluğundaki gibi devam. Eğlence ve iş ayrı ayrı ve birbirini aksatmadan sürdürülebilir. Başarısının sırrını ise enerjik olmasına bağlıyor. Öyle olmasaydı küçük kasabasından Amerika’ya ve Avrupa’ya açılma fırsatı bulması zor olurdu. Şirketlerin başarılı bir şekilde ilerleyebilmesi için de yine iletişimin çeşitliliğinden faydalanmak gerektiğini söylüyor. Kendisi öyle yapıyormuş.

E YANİ?
Evet, Martin bugün dünyanın en zengin girişimcilerinden birisi ama hiç kimse bunun çok kolay olduğunu söyleyemez. Sürekli çalıştı, yüzlerce insanla tanıştı, başarılı oldu, başarısızlığı tattı ve en önemlisi sürekli okudu. Eğitimden hiçbir zaman kaçmadı hatta kendi isteğiyle peşinden koştu. İnsan kendisine bir hedef belirleyince ulaşmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.
YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir